444 9 777|Şubelerimiz

Saint Petersburg Hakkında


Rusya’nın Moskova ile beraber en büyük, en hareketli, özel ve görmeye değer şehirlerinden biridir, Saint Petersburg. Neva nehrinin Finlandiya körfezine döküldüğü noktada batılılaşmayı ülkesinin geleceği için esas gören Büyük Petro’nun emriyle ve bizzat harcadığı çabalarla kurulmuştur. Adını kurucusu olan Büyük Petro’dan alır. Şehir ilk kurulduğunda adı Sankt-Peterburg’dur. 1914’de Almanlarla savaş başlayınca bu Almanca isim Petrograd olarak, 1924’te komünist rejim tarafından Leningrad olarak değiştirilir. 1712 ile 1918 arasında Petro’dan sonra gelen son Romanov hanedanı üyesinin tahttan feragat etmesine dek, Rusya’nın başkenti olmuştur, şehir.

Şehri saran kanalları ve kanalları süsleyen köprüleri, Çarlık Rusya’sı mimarisi ile bezeli sokakları, Nevsky Prospect gibi ışıltılı caddeleri ile insanı kısa sürede avucunun içine alır; bu şehre yine gelmek isterim dedirtir insana.
Rusya’nın paha biçilmez hazineleri ile dolu Kışlık Saray’ı Hermitaj buradadır. Hakkıyla gezmek saatlerinizi değil, günlerinizi alacaktır. Büyük Petro’dan itibaren yaşamış hemen bütün Rus İmparator ve İmparatoriçeleri, yıldız şeklinde mimarisi ile hayranlık uyandıran Peter ve Paul Kalesi içindeki katedralde gömülüdür. Kazan ve Saint Isaac katedralleri olağanüstü mimarileri ile dikkat çekicidir.

Şehrin yalnızca merkezi değil, yakın çevresi de görmeye değer pek çok eser barındırır. Büyük Petro tarafından yaptırılan yazlık saray Peterhof, tarihsel değerinin yanı sıra heykeller ve fıskiyelerle bezeli, göz kamaştıran süs havuzu ile de tanınır. Çarların Köyü anlamına gelen Tsarskoye Selo veya Puşkin’de yine hazinelerle bezeli Katerina Sarayı, tüm aile fertlerinin yaşamı bir katliamla sona eren son Rus Çarı II. Nikola ve ailesine yuva olan Alexander Sarayı görmeye değer noktalardır.

Gerçek bir kültür şehri olan Saint Petersburg’da Mariinsky ve Mikhailovsky Tiyatrosu’nu görmek; mümkünse bir gösteri izlemek unutamayacağınız bir deneyim olacaktır.

Saint Petersburg bir kuzey şehri olduğu için yaz aylarında güneşin neredeyse hiç batmadığı zamanlar için kullanılan Beyaz Geceler tanımı, büyük usta Dostoyevsky’nin Beyaz Geceler öyküsünden mi alınmıştır acaba?