Baltık Denizi’nin Kıyılarında Masalsı Bir Cruise Yolculuğu
Baltık Denizi, tarih boyunca ticaret yollarının kesiştiği, krallıkların başkentlerine ev sahipliği yaptığı ve kültürlerin birbirine karıştığı bir coğrafya olmuştur. Arkas Turizm’in, MSC Poesia gemisi ile Baltık Denizi’nin serin sularına açılarak, geçmişin izlerinden, kuzeyin dingin ruhunu keşfetmek üzere bir yolculuğa çıktık.Berlin’den başlayan, Kopenhag, Stockholm, Helsinki ve Rigaya uzanan bu yolculukta, her liman bize farklı bir hikaye anlatıyor.
İzmir’den yaklaşık 3 saat uçuş ile direkt olarak geldiğimiz Berlin gezimizin ilk durağı. 2.Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş yıllarının izlerini taşıyan bu şehir, aynı zamanda sanat ve modern yaşamın merkezi.Kralların şehre giriş yaptığı ve şehrin sembolu olan Brandenburg kapısı, Berlin duvarının kalıntıları ve üzerindeki grafitiler, Holocost Anıtı, Reichtag Parlementosu ve Müzeler adası şehrin ruhunu hissetmek için ziyaret ettiğimiz başlıca duraklar.Berlin geniş bulvarları, sanat galerileri ve kafeleri ile yolculuğumuzun kültürel açıdan en yoğun başlangıcını sunan şehir oldu.
Berlin’den yaklaşık 3 saatlik bir yolculuk ile Almanya’nın Baltık Denizi kıyısındaki sayfiye ve liman şehri Warnemunde’den gemimize bindik.Gemimiz MSC Poesia yaklaşık 293 metre uzunluğunda ve 3000 kişiyi aynı anda mükemmel bir biçimde ağırlayabilen MSC Cruises’ın orta büyüklükte bir gemisi.Sahip olduğu salonları, barları, alacart ve açık büfe restorantları, Uzakdoğu restorantı, her akşam birbirinden farklı ve renkli showları ve herkese hitap eden canlı müzik ve dans ortamları ile eşsiz bir deneyim sunuyor.
Gemimizin ikinci ve kanımca sürpriz durağı Polonya’nın Gdynia Limanı oldu.Buradan Polonya kıyılarında yaptığımız 3 komşu şehir turu şahaneydi. Gdynia,modern limanı,denizcilik müzeleri ile Polonya’nın denize açılan yeni bir şehiri.Çok kısa bir otobüs yolculuğu ile Sopot, Avrupa’nın en uzun ahşap iskelesi olan ünlü “Molo’su” ve incecik kuma sahip sahili ve otelleri ile Baltık kıyısında güzel bir tatil beldesi.Ve Gdansk,bu üçlünün içinde en tarihi ve zarif olanı.Çok eski zamanlardan itibaren Baltık ticaretinin kalbinde yer alan, rengarenk cepheli evleri, hanları ve limanı ile bir masal diyarını andıran bu şehiri keşfettik.
Gemimiz akşam saatlerinde demir alarak Klaipedia’ya doğru yola çıktı.
Sabahın erken saatlerinde Litvanya’nın liman şehri Klaipedia’da uyandık.
Şehir Alman mimarisini andıran evleri ile Baltık kültür mozaiğinin bir parçası.Buradan yaptığımız yarım saatlik bir yolculuk ile Palanga’daki 19 yy dan kalma bir malikanenin ve şahane bir parkın içindeki amber müzesini ziyaret ettik.Kehribar(amber) taşının binlerce yıllık serüvenini,içinde saklı böcek fosilleri ve en büyük amber taşını görmek büyüleyici idi.Palanga’nın şahane kum sahili,iskelesi ve perili evi ise muhteşemdi.
Baltık kentlerinin Art Nouveau büyüsünü Letonya’nın Riga kentinde hissettik.Gerçekten kentin merkezi adeta bir açık hava müzesi.Daugava nehri kıyısındaki bu şehirde gezerken hem tarihi bir masalın içindeymiş gibi hissedip,hemde modern Baltık yaşamının canlılığına şahitlik ettik.
Gemimiz ile ertesi günü başka bir masalın içinde uyandık, Baltı’ğın küçük ülkesi Estonya ve ortaçağ rüyası başkent Talinn .Surlarla çevrili eski şehir merkezi,dar sokakları,sur kuleleri,göğe ulaşmaya çalışan sivri kilise kuleleri ,renkli evleri ve sizi merkezde karşılayan ortaçağ kostümlü satıcıları ile her köşe geçmişin ruhunu fısıldıyor.Talinn,yalnızca tarih kokmuyor,aynı zamanda dijital çağın öncüsü.Estoya’nın dijital devrimdeki başarısı,burayı modern bir teknoloji merkezi haline getirmiş.Ortaçağ büyüsü ile geleceğin yan yana aktığı bu şehir eşsiz bir deneyim sunuyor.
Baltık Denizinin hemen kuzeyinde yer alan Finlandiya’nın başkenti Helsinki yeni ziyaret edeceğimiz liman.Beyaz mermerden inşa edilmiş katedrali,senato meydanındaki muhteşem binaları,yemyeşil bir park içindeki Cibelius anıtı ve deniz kıyısındaki pazar yeri ülkenin huzurlu ruhunu hissedebileceğimiz yerlerdendi.Başkentten bir saatlik yolculuk ile vardığımız Porvoo; nehir kıyısındaki kırmızı ahşap evleri,dar sokakları,dingin atmosferi ve süper çikolataları ile güzel tatlar bıraktı.
Cruise seyahatlerinin sanırım en şahane manzaralı yolculuğu Stockholm fiyorduna giriş yolculuğudur.Yüzlerce muhteşem adanın ve renkli kabin evlerin arasından geçilerek ulaşılan yer yine bir ada şehir olan Stockholm.14 ada üzerine kurulmuş,Kuzey’in Venedik’i ünvanını kazanmış bu şehirde gemimiz 2 gün kalacağı için şanslı idik.
Stockholm’deki esas enteresan olan ise Vasa müzesi içinde sergilenen,333 sene Baltık denizinin dibinde kaldıktan sonra çıkarılan ve %98’i sağlam kalan ahşap 17.yy gemisi idi.İsveç’in en çok ziyaret edilen bu müzesi ve gemiyi gezdikten sonra Stockholm’ün Gamla stan (eski şehir)dedikleri merkezde,Sarayın bahçesindeki nöbet değişim törenini izledik.Gece ise dileyenler buz bara giderek farklı bir deneyim yaşadılar.
Stockholm’deki ikinci günümüzde ise Şehrin hemen yanıbaşında bir gölün kıyısında yer alan Drottningholm Sarayını ziyaret ettik.İsveç Kraliyet ailesinin resmi ikamet ettiği saray ve bahçeleri Unesco mirası olarak koruma altında.Bu güzel şehri birde suyun üzerinden keşfetmek için sakin ve dinlendirici bir tekne gezisi yaptıktan sonra gemimize döndük.
Gemimiz bizi her gün farklı diyarlara götürerek eşi benzeri bulunmayan deneyimler yaşatmaya devam ediyor ve seyahatimizin sondan bir önceki limanı Kopenhag’a varıyoruz.Limanın hemen yakınındaki Andersen’in masal kahramanı küçük deniz kızı kızı heykeli,zarif bir şekilde kayaların üzerinde oturuyor.Şehrin en çok ziyaret edilen simgesi olan heykeli gördükten sonra başka bir efsaneye geçiyoruz. Gefion çeşmesi;İskandinav mitolojisinden esinlenen ve Kopenhag’ın yaratılılışını anlatan güçlü tanrıça,hikayesi ile etkiliyor.Renkli evleri,cafeleri,limanı,tekne gezilerinin başlangıç noktası Nyhavn şehrin yıldızı…
Cruise yolculuğumuzun son durağı ise İsveç’in güney kıyısındaki denizcilik başkenti Karlskrona
17. yy dan beri İsveç Donanmasının merkezi olarak kurulmuş şehir,barok kiliseleri,büyük meydanları ve art neouva binaları ile hepimizin beğenisini kazandı.Ve istemeyerek de olsa Cruise yolculuğumuzun sonuna geldik.Her gün yeni bir limanda uyanarak yeni yerler keşfetmek büyüleyici idi.
Son söz olarak Cruise seyahatleri; gemideki kabinlerin evinizin konforunda,tertemiz
olması,bavul açma-kapatma derdi olmaması ve havalimanı telaşı yaşamadan kısa sürede çok yeri, en konforlu ve rahat bir biçimde görebilme ayrıcalığını sunan eşsiz bir deneyimdir.
Uzun yıllar hem kara hem de cruise turlarında yaşadığım tecrübelere dayanarak, Cruise turlarını öncelikle orta yaş ve üstü seyahat severlere, çocuklu ailelere, gençlere, kalabalık aile ve arkadaş gruplarına kesinlikle tavsiye ederim.
Hülya Ceyhan
Tur Lideri & Rehber
Türkçe (TRY)

